Yöntem Projesi

ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ PROJESİ

Proje Özeti
Projenin amacı, İslam düşünce geleneklerinin bilimsel araştırmada kullandığı yöntemi ortaya koymaktır. Bu bağlamda Meşşâi, İşrâkî, Mutezilî, Eşarî, Mâturîdî ve Tasavvuf geleneklerine mensup herhangi bir düşünür, bir meseleye ilişkin araştırma yaptığında hangi ilkelere bağlı kalıyor, hangi usullerle veri topluyor ve nihayet hangi yöntemle verileri bilgiye dönüştürüyor sorusuna cevap aranacaktır. Bu konunun seçilmesinin nedeni şudur: İslam düşünce geleneklerine ilişkin araştırmalar, daha bu geleneklerde ortaya konan görüşlerin tasvir ve tahlini sunmakta fakat bu tasvir ve tahlil neticesinde ulaşılan sonuçlara ilişkin olumlu ve olumsuz yönlerini serilmeyecek ve beklentileri karşılayacak bir eleştirel okuma yapılamamaktır. Dahası bu geleneklerin temel görüşlerine yönelik bir belirginliğe ulaşıldığı halde Fârâbi, İbn Sînâ, Gazzâlî, Fahreddîn er-Râzî, Seyyid Şerif el-Cürcânî gibi önde gelen düşünürlerin yeniden üretilip yorumlanması safhasına geçilememektedir. Kanaatimce bunun en önemli nedeni, söz konusu geleneklerin bir meseleyi incelerken hangi süreçleri izlediklerine ve bu süreçlerin ne gibi sorunları çözdüğü ve ne gibi açmazlara düştüğü hususunda bir belirginliğe ulaşılamamasıdır. Bu bakımdan bu projenin en özgün yanı, bir yöntem analizi ve zihniyet sorgulamasını gaye edinmesidir.
Bu amacı gerçekleştirmek için projede İslam düşünce geleneklerinin bilimsel araştırmalarının dayandığı çağdaş anlamıyla metafizik prensipleri tespit edilecek, ardından yöntem süreçleri belirlenecektir. Çalışılan konu, metinlere dayalı olacağından öncelikle yönteme ilişkin metinler tespit edilecek, metinlerden hareketle yöntemsel süreçler formel olarak belirlenecek, son olarak yöntemin belirli bir meselede uygulaması gösterilecektir.
Projede belirlenen hedeflere ulaşılması halinde projenin en önemli katkısı, İslam düşüncesi geleneklerinin yeniden üretilmesi için güvenilir bir zemin oluşturması olacaktır.

1.PROJENİN ÖNEMİ
İslam düşüncesi araştırmaları son yirmi yılda önemli bir ivme katetmiş olmasına rağmen hala İslam düşünce ekollerinin temel varsayımlarından hareketle herhangi bir çağdaş bir sorunu çeşitli açılardan ele alma düzeyine ulaşamamıştır. Diğer deyişle İslam’ın kelam, tasavvuf, felsefe ve fıkıh usulü gibi tümel disiplinlerinden hareketle İslam düşüncesini yeniden üretme seviyesine gelinememiştir. Kuşkusuz bu durumun çeşitli sebepleri olmakla birlikte en önemli sebebi, çağdaş bir İslam düşüncesi araştırmasının zihninde, incelediği ekolün hakikat araştırmasını hangi ilkeler doğrultusunda ve nasıl bir yöntem izleyerek yaptığına ilişkin belirgin bir kanaatin oluşmamasıdır. Bu durum, sadece klasik İslam düşünürlerinin yönteme ilişkin eserlerinin yeterince çalışılmamış olmasıyla ilgili değildir, bunun yanı sıra araştırmacılardan böyle bir farkındalığın henüz tam olarak meydana gelmediğinden kaynaklanmaktadır. Geçen yüzyılın ikinci yarısında Ali Sâmî en-Neşşâr gibi bir kısım önde gelen araştırmacılar yöntem sorununu ele almış olmakla birlikte maalesef ilerleyen dönemlerde gerek araştırmacıların ilgi zafiyetinden gerekse konuyla yüzeysel ilgilerden ötürü arzu edilen bir farkındalık oluşmamıştır. Câbirî gibi bir kısım yazarlar İslam’ın büyük metafizik geleneklerini yöntem sorununu merkeze alarak okumuş olmakla birlikte bu kabil çalışmalar çoğunlukla çağdaş tarih yazım ve toplum teorilerinin klasik İslam düşüncesine tatbiki olmasından öteye gidememiş ve beklenen derinlik ve uygunluk ölçütlerini karşılayamamıştır. Dahası Neşşâr’ın dışında bu hususta yazı yazanlar filozof, mütekellim ve sufilerin metinlerini doğrudan incelemek yerine ikinci el literatürden ve bilhassa oryantalist çalışmalardan esinlenerek eleştirel bir okuma yapmayı denemişlerdir. Maalesef İslam düşünce ekollerinin temel metinlerine dayalı derinlikli bir çalışma İslam dünyasında hiçbir kurum tarafından üstlenilmemiş ve bu nedenle de klasik İslam düşüncesine dair modern birikim, bir düşünce inşa etme yolunda yeterince değerlendirilememiştir. Bu eksiklik halen devam etmektedir. Bu açıdan Yöntem Projesi hayati bir boşluğu doldurmaya adaydır.

1.PROJENİN KAPSAMI
Yöntem projesi, İslam’daki teorik düşünce okullarını araştırmayı kapsama almaktadır. Teorik kelimesi, istidlâl yöntemini kullanan anlamında değil, “insan iradesinden bağımsız varlık hakkında araştırma yapan” anlamında kullanılmaktadır. Bu bağlamda kelam, tasavvuf, felsefe ve fıkıh usulü okulları inceleme konusu olacaktır. Daha özel ifade edilecek olursa; kelam okullarından Mutezile (Basra ve Bağdat Ekolleri), Eşarîlîk, Maturîdîlik, Selefîlik; tasavvuftan Gazzâlî öncesi tasavvuf (Cüneyd ve Beyazıt ekolleri) ile İbnü’l-Arabî ve İmam Rabbânî’nin temsil ettiği müteahhirûn dönem tasavvuf okulları; felsefeden Meşşâîlik ve İşrâkîlik; fıkıh usulünden ise mütekellimûn ve fukahâ ekolleri incelenecektir. Fıkıh usulünün henüz tarihi yazılamadığından her ne kadar yönteme dair mevcut ayrımlar yeterli ve kimi zaman yanlış yönlendirici olsa da mevcut ayrımlar başlangıçta bir yol haritası olarak kullanılacaktır.
Böylesi bir araştırmanın beklenen faydayı sağlayabilmesi için çağdaş düşünce akımlarının araştırma ilke ve yöntemlerini klasik İslam düşünce okullarıyla karşılaştırmalı incelemek gerekecektir. Böylesi bir çalışma iki sebeple gereklidir. Birincisi, herhangi bir ekolün araştırma yönteminin nasıl inceleneceği ve uygulanacağı hakkında Batı’da birçok çalışmanın yapılmış olması ve bunlardan müstağni kalınmasının akademik bir körlüğe yol açacağıdır. İkincisi ise çağdaş yöntemlerle İslam düşünce ekollerinin yöntemlerinin karşılaştırılmasının kaçınılmaz olarak böylesi bir çalışmayı gerektirmesidir.
Dolayısıyla Yöntem Projesinin ikili bir çalışma alanı olacaktır. Birincisi, İslam düşünce okullarının araştırma yöntemlerinin tespitidir. Bu çalışma, İslam düşüncesinin kaynaklarından hareketle yapılacaktır ve projenin asıl alanını oluşturmaktadır. İkincisi ise Batı düşünce okullarının araştırma yöntemlerinin incelenmesidir. Bu çalışma, Batı düşüncesinin temel kaynaklarından hareketle çıkarılacak bir yöntemi amaçlamamaktadır, zira bu hususta pek çok çalışma zaten mevcuttur ve önde gelen üniversitelerin eğitim programlarında oturmuş ve yeni çalışmalarla güncellenen bir ders olarak okutulmaktadır. Yöntem Projesi kapsamında mevcut research method müfredatlarından hareketle Batı düşünce ekollerinin araştırma yöntemlerine ilişkin eserler derlenerek incelenecek ve uygun görülenler tercüme edilerek Türkçe’ye kazandırılacaktır. Bu bağlamda Analitik Felsefe, Yapısalcılık, Fenemenoloji, Post Yapısalcılık, Pozitivizm, Marksizm, Yapısökümü ve Feminizm gibi ekollerin araştırma yöntemlerine ilişkin mevcut birikim derlenecek, incelenecek ve tercümeye konu olacaktır. Böylece adı geçen ekollerin herhangi bir araştırmada dayandığı temel ilkeler ile araştırma süreçleri tespit edilerek İslam düşünce geleneklerinin dayandığı temel ilkeler ve araştırma süreçleriyle karşılaştırıcaktır. Söz gelişi çağdaş felsefe ve insan bilimlerindeki öz kavramı ile İbn Sînâcı mahiyet kavramı veya yapı sökümü ile İslam düşüncesindeki gerekler düşüncesi çözmeyi amaçladıkları sorun, imkanları, imaları ve sorunları bakımından tahlil edilerek karşılaştırılacak ve eleştirel bir okumaya tabi tutulacaktır.
Yukarıda sayılan iki gelenek üzerinden kapsama dair bir açıklama yapmak gerekirse; proje Meşşâî ve İşrâkî ekollerin araştırma yöntemlerini incelemeyi kapsama almaktadır. Bu ekollerden meşşâîler istidlâl yöntemini kullanırken işrâkîler istidlâl ve müşâhede yöntemini birlikte kullanmayı önerir. Bu ekollerin yönteme dair metinleri, dört alanda kaleme alınmıştır. Birincisi, mantıktır. Geleneksel olarak mantık sanatı felsefenin yöntem disiplini olduğu için filozoflar ya müstakil mantık eserlerinde ya da kapsamlı felsefe kitaplarının mantık kısımlarında yöntem tartışması yaparlar. Bu bağlamda meşşâî ekolün en önemli yöntem eserleri, Aristoteles’in İkinci Analitikler’ine tekabül eden Burhân kitaplarıdır. Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd tarafından kaleme alınan Kitâbu’l-Burhân’lar kıyas teorisi ile illet ve tanım teorileri arasındaki ilişkiyi inceler ve kıyastan beklenen nihai faydayı sağlama amacı güder. İkincisi, bilen öznenin bilme süreçlerini konu alan ve dolayısıyla bilginin ontolojik statüsüne ilişkin açıklamalar barındıran Kitâbu’n-Nefs’lerdir. İslam filozofları en çok eser kaleme aldığı alanlardan biri de nefs teorisidir. Bu alanın temel klasiği İbn Sînâ’nın Kitabu’ş-Şifâ en-Nefs’i olmakla birlikte Fârâbî, Gazzâlî, İbn Rüşd, Fahreddîn er-Râzî gibi önde gelen İslam düşünürlerinin konuyla ilgili kapsamlı eserleri bulunmaktadır. Üçüncüsü ise teorik fizik kitaplarıdır. Bu alanın klasikleri de İbn Sînâ’nın Şifâ külliyatının es-Semâu’t-tabîî kısmı ile el-İşârât ve’t-tenbîhât adlı eseridir. Fârâbî psikoloji ve teorik fizikle ilgili görüşlerini muhtasar ama kapsamlı felsefe eserlerinde ele almıştır. İbn Sînâ’ya benzer bir yazım tarzı, klasik meşşâî yazım tarzını sürdüren İbn Rüşd külliyatında görülür. Dördüncüsü ise Metafizik eserleridir. Yönteme ilişkin tümel kabuller, asıl itibariyle teorik fizik ve metafizik kitaplarında tartışılır. Bununla birlikte İbn Sînâ sonrasında neredeyse İslam düşünce ekollerinin tamamının temel ilkesi haline gelen mahiyet düşüncesi mantık, psikoloji, teorik fizik ve metafizik kitaplarında açıklanır ve bunların tamamına ilişkin kapsamlı bir okuma yapmadan belirginleşmez. Endülüs felsefe geleneği daha ziyade İslam öncesi meşşâî geleneğin yazım tarzını esas almakla birlikte doğu İslam dünyası esas itibariyle İbn Sînâ’nın yazım tarzına bağlı kalarak devam etmiş ve kanonik metinler İbn Sînâ tesirinde oluşmuştur. Bu bağlamda Fahreddîn er-Râzî, Nasîruddîn et-Tûsî, Kâtibî, Esîrüddîn el-Ebherî, Kutbuddîn er-Râzî gibi sonraki dönemin filozofları, İbn Sînâcı yazım geleneğini izler. Fahreddîn er-Râzî’nin Muhassal, el-Mebâhis, el-Metâlibu’l-âliyye, el-Mülahhas, Şerhu’l-İşârât ve Şerhu Uyûni’l-hikme adlı eserleri kendisinden sonraki meşşâî geleneğin hem eleştirel okuma biçimini hem de İbn Sînâcı hassasiyetleri koruma tarzını belirler. Bu bağlamda Tûsî’nin Şerhu’l-İşârât ve Tecrîdü’l-Mantık’ı, Ebherî’nin Hidâyetü’l-hikme ve İsagoji’si, Kâtibî’nin Şemsiyye, Hikmetü’l-ayn ve Şerhu’l-Muhassal’ı, Kutbüddîn er-Râzî’nin Şerhu’s-Şemsiyye, Levâmiu’l-esrâr ve Muhâkemât’ı meşşâî araştırma yönteminin tavzih ve tatbik edildiği temel klasiklerdir. Diğer yandan Fahreddîn er-Râzî’nin çağdaşı ve ders arkadaşı Şihâbüddîn Sühreverdî, onun eleştirel okumasına paralel bir okuma biçimini sürdürmesinin yanı sıra istidlâl yöntemi ile müşâhede yöntemini birleştirmeyi önermiştir. Meşşâî geleneğin aksine işrâkî geleneğin zengin bir literatürü yoktur. Sühreverdî’nin işrâkî projeyi ortaya koyduğu yegane kapsamlı eseri Hikmetü’l-işrâk üzerine Şehrezûrî ve Kutbüddîn eş-Şirâzî tarafından birer şerh yazılarak hem Hikmetü’l-işrâk’ın mecazi dili meşşâîliğe tercüme edilmiş hem de işrâkî yöntemin imaları ve meşşâî yöntemden farklılaştığı noktalar ortaya konulmuştur. Proje, bu iki geleneğin herhangi bir meseleyi araştırırken hangi yöntemsel süreçlerle verilere ulaştığını ve elde edilen verileri nasıl işlediği ve her türlü bilimsel incelemede hangi metafizik ilkelere dayandığını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla İşrâkîliğin araştırma yöntemini tespitte Hikmetü’l-işrâk ile iki meşhur şerhi esas alınacaktır. Meşşâî araştırma yönteminin ortaya konulmasında ise Fârâbî’nin Kitâbu’l-Burhân, Hurûf, el-Medinetü’l-fâdıla, es-Siyâsetü’l-medeniyye adlı eserleri; İbn Sînâ’nın Kitabu’l-Burhân, Kitâbu’ş-Şifâ Metafizik, Kitâbu’ş-Şifâ Fizik, Kitâbu’ş-Şifâ Nefs, el-İşârât adlı eserleri; Fahreddîn er-Râzî’nin Muhassal, el-Mülahhas, el-Metâlib, el-Mebâhis ve Şerhu’l-İşârât adlı eserleri; Tûsî’nin Şerhu’l-İşârât ve Tecrîdü’l-mantık adlı eserleri; Ebherî’nin Hidâyetü’l-hikme ve İsagoji adlı eserleri; Kâtibî’nin Şemsiyye, Hikmetü’l-ayn ve Şerhu’l-Muhassal adlı eserleri ile Kutbüddîn er-Râzî’nin Levami ve Muhâkemât adlı eserlerine dayanacaktır. Bunların dışında Beydâvî (Tevâliu’l-envâr), Şemseddin Semerkandî (es-Sahâifü’l-ilâhiyye), Şemseddîn Isfahânî (Metâliu’l-enzâr), Sirâcüddîn el-Urmevi (Metâliu’l-envâr), Adudiddîn el-Îcî (el-Mevâkıf), Teftazânî (Şerhu’l-Makâsıd) ve Seyyid Şerif el-Cürcânî (Şerhu’l-Mevâkıf) gibi yazarların eserleri, temel ilkelerin derinleştirilmesi amacıyla gerekli durumlarda müracaat kaynakları arasında yer alacaktır. Çünkü hemen tamamı kelam geleneğine mensup olsalar da bilhassa yöntem teorisinde bu düşünürlerin tamamı Fahreddîn er-Râzî takipçisi olduğu kadar birer İbn Sînâ şârihidir. Ayrıca Urmevî ve Seyyid Şerif gibi bir kısmı doğrudan İşârât geleneğinde eserler kaleme almıştır.
Şimdiye kadar İslam düşünce geleneklerinin yöntemlerine ilişkin bir kısım çalışmalar yapılmıştır. Bunlar arasında Ali Sâmî en-Neşşâr’ın Menâhicü’l-bahs inde müfekkirîne’l-İslâm adlı eserinin öncelikli bir yeri vardır. Bu çalışmada kelam, felsefe ve usul geleneklerinin yöntemleri anahatlarıyla tartışılmıştır. Bu çalışma, oldukta erken bir çalışma olup metinlerin belli başlı hususiyetlerinin özetlenmesi kabilindendir. Yine Muhammed Âbid el-Câbirî’nin Arap-İslam Aklının Yapısı adıyla Türkçeye çevrilen Bünyetü’l-akli’l-Arabî adlı eseri, felsefe, kelam ve tasavvuf geleneklerinin yöntemleri merkeze alınarak yapılan bir okumasıdır. Bu çalışma dikkate değer bir çerçeve sunmakla birlikte önemli ölçüde yanıltıcıdır. Öncelikle ele alınan geleneklerin temel klasiklerinin çoğu çalışmada kullanılmamıştır. Ayrıca çalışmanın incelediği hacim ile çıkardığı sonuçlar arasında nispetsizlik vardır. Hepsinden önemlisi, Cabirî İslam düşünce geleneklerinin yöntemlerini, çağdaş okuma biçimlerinden biri olan yapısalcı bir tavırla okumuştur. Bu gerekçelere başka gerekçeler de ilave edilebilir. Bu sebeple Câbirî’nin çalışması, okuyan kimseye incelenen geleneklerin araştırma yöntemlerine ilişkin tutarlı bir anlatı sunmaktan yoksundur. Bilhassa kelam ve tasavvuf geleneklerine ilişkin anlatımı oldukça yüzeysel ve yanlış yönlendiricidir. Felsefe geleneği hakkındaki değerlendirmeleri ise metinlerle desteklenememektedir. Maalesef Câbirî’nin bu eserinin ürünü, İslam düşünce geleneğinin yeniden üretilmesi noktasında bir zemin hazırlamak olmamıştır. Bunların yanı sıra meşşâî gelenekte kıyas ve tanım teorisine ve bilhassa burhân teorisine ilişkin çalışmalar yönteme ilişkin çalışmalar olarak değerlendirilebilir. Öncelikle Fârâbî ve İbn Sînâ’nın burhân kitaplarının Türkçe çevirisini bir kazanç olarak değerlendirmek mümkündür. Fârâbî’nin burhân teorisine ilişkin biri Ali Tekin’in Aristoteles ve Fârâbî’de Burhân Teorisi adıyla hazırladığı doktora tezi; diğeri Ahmet Yıldız’ın Fârâbî’de Burhân adıyla hazırladığı yükseklisans çalışması bulunmaktadır. İbn Sînâ’nın burhân teorisi hakkında da bir kısım çalışmalar yapılmıştır. Ömer Türker’in İbn Sînâ Felsefesinde Metafizik Bilginin İmkanı Sorunu başlıklı kitabının üçüncü bölümü İbn Sînâ’nın burhân teorisine hasredilmiştir. Yine Hacı Kaya İbn Sînâ’da Bilimsel Kanıtlama Teorisi adıyla bir doktora tezi hazırlamıştır. İbn Rüşd’ün burhân teorisi hakkında ise Mehmet Birgül tarafından İbn Rüşd’de Burhân başlıklı bir doktora tezi hazırlamıştır. Bu çalışmalarda adı geçen filozofların burhân teorileri anahatlarıyla ortaya konulmuştur. Bu çalışmalara Fârâbî, İbn Sînâ, Gazzâlî, Fahreddîn er-Râzî, Kâtibî, Urmevî, İbn Rüşd gibi filozofların mantık görüşleri hakkında münferit çalışmalar yapılmıştır. Keza bu düşünürlerin metafizik ve teorik fiziğe ilişkin görüşlerine dair de çeşitli çalışmalar mevcuttur. Bilhassa adı geçen filozofların psikoloji ve metafizik görüşlerine ilişkin gerek kitap ve makale seviyesinde gerekse yükseklisans ve doktora tezi seviyesinde pek çok çalışma yapılmıştır. Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi önde gelen filozofların tarihsel derinliği ve Fahreddîn er-Râzî sonrası düşünürlerin görüşlerinin genel bir tasviri hakkında pek çok çalışmaya hala ihtiyaç varsa da aslında meşşâî mantık, teorik fizik, psikoloji ve metafiziğin temel ilkeleri bugün bizim için meçhul değildir. Bununla birlikte bütün çalışmalara rağmen herhangi bir meşşâî filozofun bilimsel yönteminin günümüz bilimsel araştırma ilkelerine nispetle nasıl bir süreci öngördüğü herhangi bir çalışmada ortaya konulmuş değildir. Sözgelimi hiçbir çalışma genelde meşşâî teorinin özelde İbn Sînâcı sistemin özcülüğünü tartışma konusu etmemektedir. Yine meşşâî bilimsel araştırmanın metafizik kabulleri olan gaye ve yetkinlik kavramlarının ve türsel hakikatlerin ilahî varlık olup türlerin bekasını şart koştuğu kabulünün araştırma sürecini nasıl tayin ettiği tartışılmamaktadır. Bu ise mevcut bilgileri tarihsel bir malumat yığını olmanın ötesine taşımamaktadır.
İşrâkî gelenek çalışmaya konu olma bakımından meşşâî geleneğe nispetle daha talisizdir. Bunda İslam’da felsefî düşüncenin hakim geleneğinin meşşâî felsefe olup işrâkîliğin bir tür meşşâîlik yorumu olmasının payı büyüktür. Bununla birlikte Tahir Uluç tarafından İşrâkîliğin temel metni olan Hikmetü’l-işrâk Türkçeye tercüme edilmiştir. Yine Tahir Uluç Sühreverdî’nin İbn Sînâ Eleştirisi başlıklı filozofun meşşâî felsefe eleştirilerini konu olan bir doçentlik çalışması hazırlamıştır. Eyüp Bekiryazıcı Şihâbüddîn Sühreverdî’nin Hikmet-i İşrâk Anlayışı başlıklı bir doktora çalışması bulunmaktadır. Bu çalışmalar daha ziyade Sühreverdî’nin genel olarak görüşlerini konu edinmekle birlikte yönteme dair fikirleri hakkında değerlendirmeler de içerir. Yine Halide Yenen Sühreverdî Felsefesinde Epistemoloji başlıklı bir doktora tezi hazırlayarak filozofun nefsin varlığı, güçleri ve bilginin oluşum süreçlerine dair görüşlerini özetlemiştir. Fakat bu çalışmalarda da meşşâî geleneğe ilişkin çalışmalarda olduğu gibi araştırma yönteminin temel kabulleri ve sürecinin bir analizi yapılmış değildir. Bilhassa işrâkî yöntem hakkındaki değerlendirmeler müşâhede yöntemine ilişkin çalışmalarının genel olarak yüzeyselliğinden fazlasıyla nasibini almış durumdadır. Dolayısıyla bu projede öngörüldüğü haliyle herhangi bir çalışma yapılmış değildir.

2.PROJENİN AMACI
Yöntem Projesi, İslam düşünce ekollerinin yönteme dair metinlerinden hareketle düşünce biçimlerini uygulamalı örnekleriyle tahlil ve tenkit etmeyi; ilgili olduğu hususlarda çağdaş bilimsel düşüncenin ilke ve yöntemleriyle karşılaştırarak ayrıcı hususiyetlerini belirginleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda projenin hedefi, çağdaş akımların araştırma ve değerlendirme yöntemleri ile İslam düşünce ekollerinin araştırma ve değerlendirme yöntemlerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesidir. Böylece hem mevcut İslam düşüncesi birikimini işlevselleştirmeyi hem de İslam düşüncesinin çağdaş dünyada hakiki bir alternatif olup olmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda projenin hedefleri, belirlenen yöntemlerin günümüz açısından önemi ve uygulanabilirliğinin tartışılması, İslam felsefesinden hareketle felsefe yapmanın imkanının ortaya konulması, incelenen geleneklerden hareketle bilim felsefesine katkıda bulunma imkanının tartışılması ve teorik düşünceyle meşgul olan bilim camiasına İslam felsefesindeki düşünce biçimlerinin ciddi bir tasvir ve tenkidinin sunulması, sözü edilen geleneklere ilişkin yöntem okumalarının başlangıç, orta ve ileri düzeyde okunma metinlerinin oluşturulmasıdır.

3.PROJENİN AŞAMALARI
Proje; Mutezile, Eşarilik, Mâturîdîlik, Selefiyye, Meşşâîlik, İşrâkîlik, Tasavvuf ve Fıkıh Usulü olmak üzere İslam düşünce ekollerinin her birini birer yıllık yoğun bir çalışmayla inceleyecektir. İncelemeye konu olacak ekollerin sıra seçiminde o okulun İslam düşüncesinde ortaya çıkış tarihi esas alınacaktır. Buna göre ilk olarak Mutezilenin Basra ve Bağdat okulları çalışma konusu yapılacaktır. Eşarîlik, Mâturîdîlik ve Selefiyye aynı yıl içinde incelenecektir. Meşşâîlik ve İşrâkîlik de aynı içinde incelenecektir. Sonrasında tasavvuf ve fıkıh usulü ekolleri incelenecektir. Bu çalışmalara paralel olarak ilk iki yıl içinde Batı’da okunan araştırma yöntemlerine ilişkin temsil gücü yüksek bir veri tabanı Türkçe’ye kazandırılacak, ayrıca yukarıda sözü edilen yöntemler hakkında Türk bilim insanlarına çalışmalar yaptırılacaktır (Bu hususta şimdilik Durham Üniversitesitesinin Research Method ders içerikleri esas alınarak Batı düşünce ekollerine yöntemlerinin başlangıç, orta ve ileri okuma metinleri derlenmiştir). Bu bağlamda proje kapsamında İslam düşüncesinden bir ekolün araştırma yöntemi ortaya konulurken aynı sürede Batı düşüncesi ekollerinin birinin araştırma yöntemi inceleme ve üretime konu olacaktır. Bu amaç doğrultusunda projenin iş kalemlerini şöylece sıralayabiliriz:

  1. İncelenecek ekole ilişkin bir kaynak ve araştırma alt yapısı oluşturularak araştırma konusuna ilişkin mevcut birikimin tespiti yapılacaktır. Bu çalışmada araştırma yöntemine ve bu yöntemin varsayımlarına ilişkin metin, bölüm ve çalışmalar öncelenecektir. Bu bağlamda konuyla ilgili çalışmalar ve akademik çalışma yapan bilim insanları tespit edilerek belirlenen konular istikametinde proje kapsamında istihdam edilecektir.
  2. Yönteme ilişkin klasik metinlerin tecrid edilerek klasik metinler hacminin oluşturulması. Bu metinler, klasik uygulama örnekleriyle desteklenecektir.
  3. Metinler üzerine çalışmalar yapılarak geleneklere ait araştırma yöntemlerinin yazılması.
  4. Hem klasik metinlerden hem de onlar üzerine kaleme alınan yazılardan başlangıç, orta ve ileri seviyeli okuma ve çalışma metinlerinin ayrıştırılması.
  5. Çağdaş yöntem disiplinlerinin başlangıç, orta ve ileri okuma metinleri seçkisinin yapılarak bunların uygulama örnekleriyle birlikte tercüme edilmesi.
  6. Çağdaş yöntem disiplinleri ile klasik yöntemleri karşılaştıran çalışmaların yapılması. Bu amaçla küçük, orta ve geniş hacimli karşılaştırma metinlerinin hazırlanması.
  7. Geleneksel yöntemlerin her birinin çağdaş sorunlara uygulama alanlarının tespit edilerek örnek uygulamaların oluşturulması.